Güneşte Pazartesiler: İşsiz Kalan İşçi Üzerine Bir Film

güneşte pazartesiler..

güneşte pazartesiler..

Fabrika, tersane veya şantiye doğaya karşı çok şiddetli bir savaşın sürdürüldüğü yerlerdir. Oralarda kırılganlığa yer yoktur. İşçi bedeniyle bu savaşa girer, ekmeğini taştan çıkarır ve evine götürür. İşçi doğası gereği serttir. Hem işinin, hem hayatının doğası gereği, “kırılgan” hiç değildir, olamaz. İşçi, alın terini, kas gücünü, bedenini yiyip götüren işiyle bütünleşir. Her pazartesi fabrika zilleriyle başlayan bu döngünün parçası olur. Hayatının artık en büyük parçası, bir nevi anlamıdır işi. Durumunu kanıksamıştır, bu döngüler arasında evi geçinecek, çocukları büyüyecektir. Bir gün hayatı bitene kadar bu böyle gidecektir.

Gün gelir, “makro” düzeydeki bir değişiklik onu işinden alıkoyar. Bedeninin, kas gücünün eriyip gitmesini bile kanıksamış, kabullenmiş işçi, bu hakkından bile alıkonulur. Kırılgan bir tepki veremez. Çünkü onun doğası artık budur, onu düzen bu hâle getirmiştir. Şaşkındır. Ağız dolusu küfreder. Bedeniyle değiştirdiği doğanın yazgısı gibi, kendi yazgısını da bedeniyle değiştirebileceğini zanneder. Ama başaramaz. Kırdığı bir sokak lambasının bile hesabı sorulur. Gene de asimile olmaya yanaşmaz. Büyük bir ihanete uğramıştır. Bir zamanlar zorla kabul ettiği değerleri bile hiçe sayılmaktadır.

Bir kez döngü kırıldığında hiçbir şey yolunda gitmez. İşçi, sudan çıkmış balığa döner.  Karısı ve çocukları da sanki onunla bir anlaşma imzalamış gibidir. Ve işçi, işsiz kalarak bu anlaşmanın en önemli maddesini ihlal etmiş gibidir. Karısı onu terk edip gider. Hayatı boyunca, işte ve hayatta her şeyi diğer insanlarla beraber olarak başarmış işçinin hayatında kocaman bir boşluk belirir. Bu boşluğu nasıl dolduracağını da bilemez. Yanan lambalara takılır kalır. Veya her şeyin daha güzel olduğu başka ülkelerin hayallerine. Bazı hikâyeler çok daha acıklı biter; artık bu hayatın yükünü kaldıramaz ve intihar eder.

Filme bir de sanki “sosyalizm hakkında anlatılanların hepsinin yalan olduğunu ve kapitalizm hakkında anlatılanlarının maalesef hepsinin gerçek olduğunu” göstermek için bir de Rus göçmen işçi yerleştirilmiş. Kozmonot olmayı öngörürken büyük bir “makro” değişiklikle İspanya’da göçmen işçiliğe savrulan, gene başka bir “makro” değişikliğin işsizliğe savurduğu. Dünya nüfusunu yüz yılda altıya katlayan kapitalizm hakkındaki en büyük gerçeklerden birisi; kapitalizm bu kadar insana devamlı iş yaratamadığında başlıyor “güneşli pazartesi”ler.

Los lunes al sol, her hafta tekrar tekrar uyanılan işsiz ama güneşli pazartesiler arasında geçip giden hayatların hikâyesi veya “makro” düzeyde gerçekleşmekte olan değişimlerin tek tek kişilerin hayatlarında nasıl büyük kırılmalara yol açtığının. Propagandaya düşmeden, orta yaşta işsiz kalmışların hayatlarındaki boşluk ve çaresizlik hissinin başarılı, sade bir şekilde yansıtılması.

~ tarafından altusma Mayıs 30, 2009.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.